Loading Content . . .

Yapay Zeka (AI), günümüzde giderek daha çok ilgi gören bir konu. Ancak bu gerçeğe rağmen, yanlış anlaşılmalar, medya manipülasyonu ve dedikodular ile birlikte, insanlar arasında hiç bitecek gibi durmayan hararetli bir yapay zeka tartışması halen devam ediyor.

Bazı kesimlerde yapay zeka yenilikleri olumsuz bir çağrı yaratırken büyük oranda kötü niyetli sayılıyor. Bu yanlış anlaşılma tabiki de Hollywood, film endüstrisine reyting kazandırmak uğruna çabalayan bileşenlerden ve Yapay Zeka’yı hayal kırıklığına uğratmayı seven içerik konseptinin pazarlayıcılarından geliyor. Yapay Zeka’dan bizi işimizden edecek, dostlarımızı ve ailelerimizi değiştirecek ve sonunda tüm insanlığı ortadan kaldıracak robotlar olarak bahsetmek, haksızlık değil mi ?

Yapay Zeka’nın olumsuz veya kötü niyetli olduğunu düşünmek değilde; stresli iş hayatını ve yaşam alanlarını daha iyi daha çekilebilir yapabilecek güçte bir yenilik olduğunu gösteren uygulama alanları da azımsanmayacak derecede fazla değil mi ? Yapay Zeka’nın bilim kurgu konseptinden ziyade hayatımıza katacağı pozitif değerlerden bir kaçına değineceğiz.

İK’da Yapay Zeka

İnsan kaynaklarının ilgilendiği başlıkları sıralarsak, işe alım, eğitim, ücret, yan haklar gibi bir dizi sorumlulukları kapsadığını herkes bilir.

Zorlu ve stresli olabilecek çalışanların işe alınması, özellikle İnsan Kaynakları’nın yapay zekadan faydalanabileceği bir alandır. Tek bir işe alım ihtiyacı için binlerce başvuru gelmesi, insan kaynakları personelinin başvuru sahiplerininin, özgeçmişlerinin ötesindeki potansiyellerini görmek için ayrıntılı inceleme aşamasında fazlasıyla zorlanır. Ancak Yapay Zeka, bu süreci optimize ederek insan kaynakları departmanına ciddi derecede zaman kazandır. Bu kazanım hem personelin iş yükünü azaltır hemde şirketin doğru personeli seçmesi noktasında hayati bir çözüm sunar.

Zaman Yönetiminde Yapay Zeka

Zamanlama, bir şirketin başarısının arkasındaki en önemli faktörlerden biridir. Hatta, başarısızlık ve başarı arasındaki farkın yüzde 42′sini zamanlama oluşturur. Bu nedenle, birçok şirketin Yapay Zeka’yı zaman yönetimi içine entegre etmesinin, verilere dayanan doğru tahminler yapma şanslarını artırabilmesinin yoludur. Bu sebeple Yapay Zeka, organizasyonlara en iyi zamanlama tahminlerini yapmada, kaynaklarını en çok ihtiyaç duyduklarında maksimize etmelerine ve zaman artıklarını en aza indirmeye yardımcı olabilir. Bu kritik alanda Yapay Zeka’nın eksiksiz bir şekilde uygulanması, şirketlerin zaman yönetimi üzerinde büyük bir olumlu etki yaratacaktır.

Müşteri Hizmetlerinde Yapay Zeka

Bir işletmenin itibarı, müşteri hizmetleri itibarıyla oluşturulabilir veya zarar görebilir. Müşteri hizmetini bir işletmenin bu kadar önemli bir parçası yapan şey budur. Bununla birlikte, çok sayıda çağrı, şikayet ve soruşturmayla günlük olarak uğraşmak zaman alıcı ve külfetli olabilir.
Bugün, işinizde artık geleneksel yöntemler kullanmak zorunda olmayabilirsiniz; bunun yerine Yapay Zeka’nın sağladığı verimlilik artışı bu yükü ve stresinizi ortadan kaldırabilir. Gelişmiş müşteri hizmetleri performansı için en basit tipik örnek, chatbot’tur. Teknoloji, çok sayıda müşteriyle anlamlı görüşmeler yapmayı mümkün kıldığı için bir chatbot’la , müşterilerinizi kolayca yönetebilirsiniz.

Portföy Yönetiminde Yapay Zeka

Portföy yönetimi, girişimciliği doğrudan etkileyen başka bir uygulama alanıdır. Yatırım yönetiminde bir paydaş iseniz, bu tür AI başvurularını sağlam mali tavsiyelerde bulunmak için robo-danışman olarak güvenebilirsiniz. Bu uygulamalar, küçük bir insan girişi ile portföy yönetimine yardımcı olabilir ve genellikle komisyon masrafları insanlara oranla çok daha azdır. Bu uygulamalar, yatırımcı tarafından belirlenen hedeflere uygun bir finansal portföy oluşturmak üzere tasarlanmış algoritmaları kullanarak çalışır. Ayrıca, müşterinin doğru portföy karışımı için tasarımının bir parçası olarak risk toleransını göz önünde bulundurur.

Son Olarak

Yapay Zeka’dan korkmak yerine ondan bir canavarmış gibi bahsetmek yerine endişeleri gideren adımlar atıp hayatımıza pozitif etki yaratan alanlarda doğru şekilde kullanmayı başarırsak, tüm insanlık için çok daha rahat ve zahmetsiz bir geleceğin uzakta olmadığını söyleyebiliriz.

Teknolojinin günümüze kadar olan tarihi gelişiminde şüphesiz kadınların rolü büyüktür. Fakat bunun yanısıra teknoloji sektöründe kadınların rolü hakkında ciddi tartışmalar da ön plana çıkmakta. Bazı kesimler teknolojinin gelişiminde kadın rolünü az olarak görürken bazı çevreler kadınların teknolojinin gelişiminde büyük katkısı olduğunu düşünüyor. Bu yazıyı kaleme almamızda iş hayatına dair cinsiyetçi yaklaşımlardan sıyrılmamız gerektiğini ve kadınların teknoloji sektöründe en az erkekler kadar hayati sıçramalara ve gelişmelere öncülük ettiğini göstermek amacıyla kaleme aldık. Bu yazımızda teknoloji sektöründe ön planda olan kadınlara değineceğiz fakat bilmenizi isteriz ki teknoloji ve diğer sektörlerde en az erkekler kadar başarılı kadınlar çok fazla…

 

Ada Lovelace

Charles Babbage’ın tasarladığı analitik makine üzerine yazılmış bir makaleyi fransızcadan ingilizceye çevirip kendisine göndermesi üzerine aralarında başlayan iletişim sürecinde makinenin belli ve sonlu sayıda adımdan oluşan bir plan kullanarak bernoulli sayılarını nasıl hesaplayabileceğini tarif ederek somut bir makineye uygulanabilecek ilk bilgisayar programının yaratıcısıdır.

 

Jean Bartik

Jean Jennings Bartik (27 Aralık 1924 – 23 Mart 2011), ENIAC bilgisayarı için çalışan ana yazılımcılardan biriydi. Okulda matematik eğitimi aldıktan sonra Pennsylvania Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. İlkin manuel olarak balistik yörüngeleri hesaplarken daha sonra bunu ENIAC’ı ile yaptı. Bartik ve meslektaşları ENIAC üzerinde çalışırken programlamanın temellerini geliştirdi ve kodladılar.

 

Grace Hopper

Amerikalı bilgisayar bilimcisi ve ABD donanmasında rütbeli askerdir. Harvard Mark I bilgisayarının ilk programcılarından biri olan Hopper, bilgisayar programlama dilleri için ilk derleyiciyi geliştirdi. İlk modern programlama dillerinden biri olan COBOL’un da geliştiricilerindendi.[2] Bilgisayar dilinde “debugging” diye bilinen programı hatalardan temizleme konseptinin de ilk kullanıcılarındandı.1949 yılında Eckert-Mauchly bilgisayar şirketinde matematikçi olarak dünyanın ilk ticari bilgisayarı olan UNIVAC I geliştiren takımda çalışmaya başladı. Çalıştığı şirket 1950′lerin başında Remington Rand şirketi tarafından satın alındı ve bu yıllarda bir program derleyicisi üzerinde çalışıyordu. Derleyicinin adı A derleyicisi idi ve ilk versiyonu A-0 programlama diliydi. 1954 yılında şirketin otomatik programlama başkanlığına getirildi ve ekibiyle birlikte ilk derleyici tabanlı programlama dilleri olan ARITH-MATIC, MATH-MATIC ve FLOW-MATIC’i geliştirdi.
1959 sonbaharında CODASYL adıyla bilinen konferansta ülkenin bilgisayar uzmanları bir araya geldi. Konferans komitesine teknik danışman olarak katıldı. Burada COBOL’u geliştirme yönünde ilk adımlar atıldı. Programlama dillerinin makine dilindense İngilizce’ye daha yakın olması gerektiği fikrini savundu.
1967-1977 yılları arasında Amerikan Donanmasında programlama dilleri grubunun başkanlığını da yaptı. 1973 yılında yüzbaşılığa terfi etti. Deniz Kuvvetleri için COBOL’a yan uygulamalar ve derleyici geliştirdi.

 

Anita Borg

Borg, küçük bir sigorta şirketi için çalıştığı sırada program yapmayı öğretti. Birkaç yıl çalıştıktan sonra 1981′de New York Üniversitesi’nden bilgisayar bilimleri alanında doktora derecesi aldı.

Borg, UNIX tabanlı işletim sistemlerinde çalışmak için vakit harcıyordu. Yüksek hızlı bellek sistemlerini analiz etme ve tasarlama tekniğine ilişkin bir patent aldı ve daha sonra sanal toplulukları desteklemek için e-posta ve web tabanlı bir sistem oluşturarak e-posta (Bildiğiniz gibi) adlı az bilinen bir teknolojide çalıştı. . Sonunda Xerox PARC’ın Baş Teknoloji Görevlisi oldu.

 

Julia Liuson

C # veya VB.NET geliştiricisiyseniz, verimliliğinizden biraz daha Julia Liuson’a borçlusunuzdur. 1992′de doğrudan üniversiteden Microsoft’a katıldı ve Access’e başladı ancak bu onun yaptığı en büyük katkı değildi.

Windows uygulama geliştiricileri için Visual Studio, şu anda mevcut olan en iyi Entegre Geliştirme Ortamları (IDE) biridir ve yalnızca daha iyi hale gelmektedir.

Visual Studio 1997′de ilk Visual C ++, Visual Basic ve Visual FoxPro desteği ile başlatıldı. Zamanla, .NET çerçevesi C # ve birkaç başka dil ile birlikte eklendi. Visual Studio artık birçok dili destekliyor. Check out bu yazıyı Visual Studio ilginç bir geçmişi için.

Liuson, Visual Studio projesi için orijinal geliştiricilerden biriydi ve o günden beri üzerinde çalışıyor. Şimdi tüm gemiyi, Visual Studio ve .NET Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak üstlenecek.

 

Marissa Mayer

17 Temmuz 2012′den itibaren Yahoo!’nun CEO’sudur. Daha öncesinde uzun süre Google’ın sözcüsü ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı.
Mayer, Google’da çalıştığı dönemde aralarında Google Search, Gmail, Google News ve Google Images’ın da bulunduğu birçok ürün çalışmalarının başında bulundu. Ekim 2010′da yerel hizmetler başkan yardımcılığı görevlerine getirildi.[2] Nisan 2012′de ise dünyanın en büyük perakende mağazalar zinciri Wal-Mart’ın 16 kişilik yönetim kurulu üyeliğine seçildi.

 

Jessica McKellar

Python geliştiricisi ya da açık kaynak kodlayıcıya katkıda bulunan biriyseniz , bilmeniz gereken bir isim.
McKellar, 2011 yılında Oracle tarafından satın alınmış olan Ksplice’de çalışan bir mühendis ve üst düzey yöneticiydi . 2012′de McKellar , bir sohbet yazılım şirketi olan Zulip’i kurdu ve 2014 yılında şirket Dropbox tarafından satın alındı . Ayrıca Linux çekirdeğine de katkıda bulunmuştur ve şuan Linux Device Drivers, 4. Edition adlı bir kitap yazıyor.

Heyecanlı bir bekleyiş ve bitmek bilmeyen dedikodu ve spekülasyonların ardından 5 Haziran akşamında WWDC17 etkinliği sırasında duyurulan iOS 11 20 eylül günü Türkiye saati ile 20:00’da yayınlandı. Özellikle iPhone 8, iPhone 8 Plus ve iPhone X (Ten) modellerine tam uyumlu halde olan iOS sürümünün iPhone 5s’e kadar olan bütün cihazlara yüklenebileceği konuşuluyor.
Peki, iOS 11 içerisinde hangi yeni özellikleri barındırıyor ve bize neler sunuyor. İşte iOS 11 için 25 yeni özellik.
(Jailbreak’çilerin sevinç çığlıklarını duyar gibiyiz)

iPad için: Birden fazla uygulamayı sürükleme

Artık birden fazla uygulamayı seçebilip, işlem yapabileceğiz. Normalde uygulamaları çoklu seçim ile sürükleyemiyor olsak da iOS 11 bu eksikliğe iPad üzerinde son veriyor.

Siri ile yazışma

Hem iOS hem de macOS için sunduğu akıllı asistan Siri artık sadece ses komutları üzerinden çalışmayacak. Ayarlar bölümündeki Siri menüsü üzerinden yazışma ile komut sistemini aktif edebilirsiniz.

Özelleştirilebilir Denetim Merkezi

Denetim Merkezi, iOS 11 ile tamamen değişiyor. Hem arayüz anlamında hem de erişilebilirlik anlamında bizi büyük yenilikler karşılıyor. Artık Ayarlar + Denetim Merkezi menüsü üzerinden burada bulunan simgeleri düzenleyebilir, ekleme yapabilirsiniz.

Ana ekranda video kaydı

Denetim Merkezi’ne ekran için kayıt özelliği ekleyebilir ve böylece bulunduğunuz ekranın video kaydınıkolayca alabilirsiniz. Video kaydına başladığınızda, ekranın üzerinde mavi bir bildirim çubuğu kaydınızı tutuyor.

Tek elle kullanılabilen klavye

iPhone modelleri boyut olarak ve ekran olarak genişledikçe, iOS klavyesini kullanmak da gerçekten zorlaştı. iPhone 5 zamanında kolayca tek elle klavye kullanılabilirken, iPhone 6 ve sonrasında bunu yapmak zorlaştı. Şimdiyse iOS 11 tek elle kullanılabilen klavye imkanı sunuyor.

Kilit ekranında bildirim sınıflandırılması

Artık kilit ekranında da tüm bildirimlere kolayca ulaşabileceksiniz. Sınıflandırma sayesinde ekranı sola kaydırarak bildirimlerinizi kilit ekranı üzerinde görebileceksiniz.

iPad klavyesi için yeni fonksiyonlar

iPad Pro kullanırken herhangi bir karakterin üzerinde gelip, aşağı kaydırma hareketi yaptığınızda o karaktere bağlı alternatif karakterler görüntülenebiliyor.

Kullanılmayan uygulamalar

Yeni eklenen özellik sayesinde kullanmadığınız uygulamalar, iPhone’un saklama alanı küçüldüğünde otomatik olarak siliniyor.

Koyulaştırılmış font desteği

Minik ama etkili bir tasarım değişikliği de genel fontlar üzerinde geliyor. Artık özellikle başlıklarda koyulaştırılmış format kullanılıyor.

Siri ve Arama Ayarları birleştirildi

Ayarlar menüsünde Siri & Arama Ayarları bölümü açıldı. Böylece Siri ve Arama Ayarları bir araya getirildi.

Hesap ve Parola ekranı

Ayrıca Hesaplar & Parolalar adında yeni bir kategori de açıldı. Burada yapacağınız doğrulamanın ardından iCould ve E-posta hesaplarının şifrelerine kolayca ulaşabilirsiniz

Prevent Cross-Site Tracking

Safari için hem iOS 11 hem de macOS High Sierra için yepyeni bir özellik geldi. Bu özelliği aktif ederek üçüncü parti tracker’lardan kolayca kurtulabilir ve güvenli bir internet deneyimi yaşayabilirsiniz

Acil Arama

Emergency SOS özelliği iOS 11 için önemli yeni bölümlerden biri. Bu seçeneği aktif ettiğinizde, eğer uyutma/uyandırma tuşuna 5 kez hızlı hızlı basarsanız acil servise bağlanılıyor ve ilgili birimlere lokasyonunuz veriliyor.
(Denemek için binlerce insanın bunu istismar edebileceğinden eminiz.)

Kamera için QR tarayıcı

iOS 11 ile birlikte artık kamera QR kodları otomatik olarak tarayabiliyor. İlgili uygulamaları açmadan sadece kamera yazılımları üzerinden QR kod okutabiliyorsunuz.

Üçüncü parti uygulamalar için şifreleme sistemi

iOS 11 ile birlikte üçüncü parti uygulamalar için otomatik doldurma seçeneği de geliyor. Böylece şifrelerinizi unutma derdinden de kurtuluyorsunuz.

AirPods ayarları

Artık AirPods kulaklığınızı gönlünüzce özelleştirebilirsiniz. Oynatma/Durdurma hareketini ister sağ isterseniz de sol kulağa alabilirsiniz.

iClould Fotoğraf Arşivi için düzenleme

iOS 11 kullanıcılara iClould Arşivi üzerinde daha çok kontrol imkanı sağlıyor. Buna en güzel örnek ise, senkronizasyon sırasında durdurup, yeniden işleme devam edebilmek olarak göze çarpıyor.

Otomatik Kurulum

iOS 11, yeni bir iPhone’a geçtiğiniz zaman kurulum işlemini çok daha kolay hale getiriyor. Eski iPhone’unuzu yenisine yakın tuttuğunuz zaman, Otomatik Kurulum sayesinde, şifreleriniz, kişisel verileriniz ve dahası kolayca yeni iPhone’a geçiyor.

iPad için: Uygulama ikonları aktiviteleri

Uygulamaların kullanımında verimliliği arttıran yeni bir özellik de iOS 11 ile aktif oluyor. Artık farklı dosyalar ile çalışan uygulamaların ikonlarına basılı tuttuğunuzda (Pages, Keynote vb.) yeni bir pencerede önceden çalışıp, kayıt aldığınız dosyalar listeleniyor.

iCould Drive değişiklikleri

iOS 11 ile birlikte iCloud Drive uygulaması tamamen ortadan kalkıyor. Onun yerine ise Files uygulaması geçiyor. Hem yerel hem de bulut hizmetler bazında Files şimdiden çok daha iyi çıkartacak gibi görünüyor. Ayrıca Dropbox benzeri üçüncü parti hizmetleri de
burada kullanabiliyorsunuz.

iClould için aile paylaşımı

Eğer 200 GB ve üstü iCloud Saklama Alanı planı aldıysanız, bu alanı bölerek aile üyeleri arasında paylaştırabiliyorsunuz.

Facetime için Canlı Fotoğraf özelliği

Facetime kullanıcıları artık görüşme sırasında akış yakalayabilecekler. Ayrıca bu akış kolayca Fotoğraflar uygulamasına aktarılacak.
(Zeki Müren’de bizi görecek mi?)

Hesap Makinesi değişimleri

Hesap Makinesi arayüzü ve ikonu tamamen değişti. Arayüz kısmında artık dairesel butonlara sahibiz.

Karanlık Mod

Ayarlar menüsü ve telefon uygulaması gibi iOS’un sistem uygulamaları, karanlık mod ile oldukça güzel görünüyor. Ancak ana ekran tam karanlık mod özellliği göstermiyor. Bu da Apple’ın bu özellik üzerinde hâlâ çalıştığını gösteriyor.
Akıllı Dönüştürme özelliği ile kullanılan karanlık mod eğer gizli bir özellik olarak kalmayacaksa iOS 11 final sürümüne kadar geliştirilecektir Bu modun OLED ekranlı olması beklenen yeni iPhone’da harika görüneceğini düşünüyoruz.

Yazılım uygulamaları tıpkı bir buzdağına benzer. Kullanıcının gördüğü uygulamanın bir kısmı vardır ve çoğu durumda uygulamanın en büyük ve işlevsel kısmı geri planda gözlerden uzakta kalır. Bu, anlaşılmaz ve mistik işlerin döndüğü harikalar diyarına Back-End adı verilir. Projenin mutfağı anlamına gelmektedir. Yüzeyde gerçekleşen arayüz tasarımı, kullanıcı deneyimi gibi olaylarla kuzeni Front-End geliştirici ilgilenir. İşte Back-End geliştiricisi, tüm bunları layığıyla gerçekleştiren farklı bir tür geliştiricidir.

Back-End geliştiricilerin yaptığı şey, üzerinde çalıştıkları uygulamanın boyutuna ve kapsamına bağlı olarak büyük ölçüde değişkenlik gösterir. Yazılım geliştirme dünyasında, çoğu Back-end geliştirici, üzerinde çalıştıkları uygulamanın arkasındaki gerçek mantığı oluşturmakla uğraşır ve ona kusursuz işlevselliği katmak için çabalar.
Yani çoğu zaman, Front-End geliştiriciler bir kullanıcı arabirimi oluşturacak ve Back-End geliştiriciler tümüyle işe yarayan bir kod yazacaklardır. Algoritmaları uygulamak ve mimari sınırları çizilmiş olan projeye hayat öpücüğünü verdikler için her zaman Front-End geliştiricilerden daha fazla zaman ve emek harcamak eğiliminde bir iş tanımları vardır.

Kullanıcı ara yüzleri oluşturmak için çalışan Front-End geliştiricilerin bir takım araçları profesyonel şekilde kullanabilmesi gerekirken, Back-End geliştiricilerin işlerini yapmak için ihtiyaçları olan tamamen farklı araçlar ve becerilerdir. Örneğin, bir Front-End geliştiricisi HTML, CSS ve JavaScript üzerinde yoğunlaşmış olsa da, bir Back-End geliştiricinin PHP web taslaklari, Ruby on Rails, ASP.NET gibi teknolojiler üzerinde bilgi sahibi olması gerekir

Son olarak, bir Back-End geliştiricinin uygulama mimarisi hakkında daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğini söyleyebiliriz, çünkü çoğunlukla uygulamanın mimari ve iç tasarımını inşa edecek olan bir Back-End geliştiricidir.
İyi bir Back-End geliştirici, çeşitli taslakların ve program kitaplığının nasıl kullanılacağını, bunları bir uygulamaya nasıl entegre edeceğini, ve nasıl yapılandıracağını bilir. Eğer bir uygulamanın altyapısını tasarlamak, algoritma ve mantık üzerinde kafa yormak ve veri ile çalışmak istiyorsanız muhtemelen Back-End geliştiricisi olarak çalışmak tam size göre.

Bugün bu efsanelerden kurtulmak istiyoruz, bu nedenle yeni beceriler edinmek isteyen herkes yazılım ve teknoloji sektöründeki adımlarını daha hızlı atabilir. İşte bir yazılım geliştiricisi olma konusunda efsanelerin arkasındaki gerçekler.

1- Geliştirici olabilmem için bir dahi olmak mı gerekiyor?

Gerçek: İnsanlar sıklıkla programcıların beynini bilimsel hesap makineleri ile doğan özel bir insanlık türü olduğunu düşünürler. Tersine, yazılım geliştiriciler sadece programlama tutkusu olan sıradan insanlardır . İş ahlakı ve disiplin gerçekten diğer mesleklerde olduğu gibi başarıyı veya başarısızlığı belirlediği gibi yazılım geliştiriciliğindede belirler. Programlamayı merak ediyorsanız endişelenmeyin; Göründüğü kadar zor değil. Programlamanın temelinde yazılım geliştiricisi ve bilgisiyar arasında bir iletişim biçimi vardır. Temel düzeyde, yazılım geliştiricisi olarak göreviniz, bir web sitesi gibi bir şey yaratma konusunda bir bilgisayara talimat vermektir. Ancak elbette “Bilgisayara, bana bir web sitesi hazırla” demeyin. Yazılım geliştiriciliği bundan çok daha karmaşıktır.

2 – Yazılım geliştirici olmak için bilgisayar bilimleri derecesine mi ihtiyaç var?

Gerçek: Dünyanın her yerinde ortaya çıkan kod öğrenme kamplarını ve girişimlerini fark ettiniz mi? Geleneksel okullara uygulanabilir alternatifler olarak başarılı olmasalardı bu kamplar ve kurslar iş yapmaya devam edemezlerdi değil mi? Kod öğrenme konusunda ücretsiz çevrimiçi öğrenme platformlarının giderek artan popülaritesini farketmişsinizdir ve bu platformlar sayesinde program öğrenmenin resmi kurumlara özgü bir fırsat olmadığını da belirtmek isteriz.

3 – Geliştirici olmak için ciddi matematik becerilerine ihtiyacım var

Gerçek: Yazılım geliştiricisi olmak için, parabolik bir değişkeni kullanarak kesin bir integralin nasıl olacağını bilmeniz gerekmez. Bunun ne anlama geldiğini bilmenize gerek yok. Tek ihtiyacınız olan temel cebir, mantık, güçlü problem çözme becerileri ve en önemlisi, sabır.
Bu demek olmuyor ki yazılım geliştiricileri asla ileri matematik kullanmıyor . Eldeki proje karmaşık matematiksel hesaplama gerektiriyorsa, o zaman kesinlikle matematik becerilerinizi geliştirmelisiniz.

4 – Yazılım geliştirici olmak için “en iyi” programlama dilini öğrenmek gerekiyor

Gerçek: Kodlamaya yeni başlayanlar tarafından sorulan ortak soru, “Öğrenilecek en iyi dil hangisidir?” Bu iyi bir sorudur, aynı zamanda yanlış yönlendirilmiş bir sorudur. Hiçbir bilgisayar dili, diğerlerinden daha “iyi”değildir. Fransızca’nın “İspanyolca’dan daha iyi” olmadığı gibi. Konuşulan dilin faydası ziyaret ettiğiniz ülkeye bağlıdır. Bir programlama dilinin faydasıda aynı şekilde neye ihtiyacınız olduğuna bağlıdır. Sormanız gereken daha iyi bir soru ise “Önce hangi programlama dilini öğrenmeliyim?” Şeklindedir. Harika bir yazılım geliştirici olmak istiyorsanız, birden fazla dile hakim olmanız gerekir.

Siz siz olun efsanelere körü körüne inanmayın her şeyden önce bu konuda başarılı olabilmek için ilk önce o kodlama üzerinde yeteri kadar çaba sarfetmiş olmalısınız. Yazılım geliştiriciliği hiç durmayan sürekli gelişen ve yeni şeyler öğrenmenizi sağlayan bir meslektir.

Microsoft, her zaman modern iş dünyasına öncülük etmeye yardımcı olan itici bir güç olmuştur.
Bir başka deyişle faaliyet gösteren hemen hemen her şirkete ve organizasyona dokunmuştur.

İlk Büyük Ölçekli Yazılım Şirketi

İşletmeler kişisel bilgisayarların işyerindeki gücünü öğrenirken Microsoft, kendisini dünyanın ilk ve en büyük yazılım şirketi konumuna getiriyordu. Yazılım devinin ürünleri, Windows işletim sisteminin ve Microsoft Office paketinin sürümleri gibi ticari sınıf yazılım bileşenlerinin uzun zaman boyunca dünyanın her yerinde bilgisayar kullanımında temel bir kalıp halini almıştır. Kısacası, Microsoft, kişisel bilgisayar kullanımı sadece bebeklik döneminin ötesine geçtiğinde, bilgisayarların işyerine geçmesini mümkün kıldı.

Sertifikasyon Gereksinimleri

Bu günlerde bilgisayarla ilgili bir alanda çalışmak isterseniz, özgeçmişinizle ilgili bir çeşit Microsoft sertifikası olması daha iyidir. Microsoft’un iş dünyasını değiştirmesinin bir yolu, işverenlerin potansiyel iş başvuru sahiplerini aktif olarak aradığı ve talep ettiği bilgisayarla ilgili alan sertifikalarında lider olmaktır.

Günlük İşlemleri İzleme ve Denetleme

Bir şirketin günlük operasyonlarını yeterince izleyebilme ve denetleyebilme özelliği, Microsoft’un sadık müşterilerine sezgisel araçlar ve çözümler getirmesinde rakiplerinin üzerinde üstünlük yaşadığı önemli bir alandır. Dynamics GP, MSPartnership gibi izleme araçları ile işletme sahipleri , müşterileri hedeflemeyi ,şirket metriklerini gözden geçirmeyi ve şirketle ilgili bilgileri çeşitli biçimlerde incelemeyi kolay buluyor.

Elektronik aletler

Günümüzde işletmelerde tabletlerin ve akıllı telefonların kullanılması yaygın bir yer tutmasına rağmen çoğu insan bu iki yeniliğin Microsoft tarafından tanıtıldığının farkında olmayabilir. En yeni Surface ürünleri, geniş formatlı interaktif ekranlar ve Hololens ile Microsoft, donanım teknolojisinin sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Yine de, mobil aygıt üretimi ve işle ilgili uygulama geliştirmeyle uğraşan diğer birçok işletme kesinlikle Microsoft’un bu alanlardaki teknolojik yeniliklerinden taviz vermiştir.

Piyasa Kontrolü ve İstikrar

Microsoft, yaklaşımında tekelci olarak eleştirilirken, yazılım devi pazar stratejilerinin savunucuları, Microsoft’un piyasaya inanılmaz ürün istikrarı sağladığını savunuyor. Buna karşılık, Microsoft ürünlerine güvenen işletmeler, Microsoft’un çeşitli endüstrilerde kullanılan yeni ürünlerin tanıtımında ortadan kaldırılan ürün uyumluluğu sorunlarını beklemekte ve buna bağlı kalmak zorundadırlar. Microsoft’un, işin nasıl yapıldığı üzerinde kalıcı bir etkisi olduğu söylenmek gerekirse, standartları belirleme, pazarları kontrol etme, ürüne bağımlılık geliştirme ve yeniliği geliştirme, Microsoft’un iş dünyasının boyutlarında değişiklik yaratmanın yolunu açtı. Microsoft’un sunduğu her yeni gelişmeyle birlikte Modern teknoloji odaklı pazarda, Microsoft’un işyerinin işleyiş biçimini geliştirme yeteneğinin etkisi, dünya çapında her zaman hissedilmiştir.

Basitçe açıklamak gerekirse, bulut teknolojisi sunucu, depolama, veritabanı, ağ, yazılım, analiz ve benzeri bilgi işlem hizmetlerinin İnternet (“bulut”) üzerinden sağlanması anlamına gelir. Bu bilgi işlem hizmetlerini sunan şirketlere bulut sağlayıcısı denir ve bu şirketler bilgi işlem hizmetlerini genellikle, evinizdeki su veya elektrik kullanımınız için alınan ücretlere benzer şekilde kullanımı temel alan bir ücret karşılığında sunar.
Şu anda farkında olmasanız da büyük olasılıkla bulut teknolojisi kullanıyorsunuz. E-posta göndermek, belge düzenlemek, film veya TV izlemek, müzik dinlemek, oyun oynamak, resimleri veya diğer dosyaları depolamak için çevrimiçi bir hizmet kullanıyorsanız, tüm bunların altyapısı büyük olasılıkla bulut teknolojisi tarafından sağlanıyordur.

Maliyet

Bulut teknolojisi; donanım ve yazılım satın alma, şirket içi veri merkezleri kurma ve çalıştırma gibi yatırım giderlerini (sunucu rafları, güç ve soğutma için devamlı elektrik, altyapının yönetilmesi için çalıştırılan BT uzmanları) ortadan kaldırır. Bu da masraflar açısından oldukça önemli bir avantajdır.

Hız

Birçok bulut teknolojisi hizmetinin self servis ve isteğe bağlı olarak sunulmasıyla çok büyük çaptaki bilgi işlem kaynakları bile yalnızca birkaç tıklamayla dakikalar içinde sağlanabilir, bu sayede işletmeler daha fazla esneklik kazanır ve kapasite planlama baskısından kurtulur.

Küresel ölçek

Bulut teknolojisi hizmetleri, esnek şekilde ölçeklendirme olanağı da sunar. Bulut dilinden konuşmak gerekirse bu özellik, doğru miktarda BT kaynağının (örneğin, daha fazla veya daha çok bilgi işlem gücü, depolama, bant genişliği) ihtiyaç duyulan anda ve istenen coğrafi konumda sunulması anlamına gelir.

Verimlilik

Şirket içi veri merkezleri genellikle çok sayıda “raflama ve yığınlama” işlemi gerektirir. Bunlar donanım ayarlama, yazılımlara düzeltme eki uygulama ve zaman alan diğer BT yönetim görevlerinden oluşan işlemlerdir. Bulut teknolojisi, bu görevlerin çoğuna yönelik ihtiyacı ortadan kaldırarak BT ekiplerinin zamanı daha önemli iş hedefleri için kullanmasını sağlar.

Performans

En büyük Bulut teknolojisi hizmetleri, dünya çapındaki güvenli veri merkezleri ağında çalışır. Bu veri merkezleri düzenli olarak, hızlı ve verimli bilgi işlem donanımlarının en son sürümüne yükseltilir. Bu, tek bir kurumsal veri merkezi için, uygulamalarda daha düşük ağ gecikme süresi ve çok daha ekonomik ölçeklendirme gibi birçok avantaj sunar.

Güvenilirlik

Bulut teknolojisi, verileri bulut sağlayıcısının ağındaki birden fazla yedekli konumda yansıtabilme olanağı sayesinde veri yedeklemeyi, olağanüstü durum kurtarmayı ve iş sürekliliğini kolaylaştırır ve daha ekonomik hale getirir.

Güncel yazılım ve teknoloji gelişmelerini yakından takip eden herkesin en az bir kez duymuş olduğu ve geleceğimizi uçtan uca şekillendirebilecek bir teknoloji olarak tanımlayabileceğimiz bir isme değinmek istiyoruz.

Evet şimdiden aklınızdaki o sihirli sözcüğü duyar gibiyiz

Teknoloji ve internet dünyasını kasıp kavuran Blockchain’in ne olduğunu sıkı bir şekilde anlamanıza yardımcı olacak bilgiler içeren yazımız başlıyor. Kahvenizi tazeleyin ve keyifle okuyun.

Yabancı kaynaklarda ve slikon vadisinde çok dillendirilmeyen fakat herkesin aklında yeni yeni alevlenmeye başlamış bir tartışmanın başlığını size aktarmak istiyorum

Blockchain teknolojisi yeni internet midir?

Blockchain açıkçası inkar edilemez derecede üstün bir aklın ve ustalığın icadıdır. Takma adı Satoshi Nakamoto olarak bilinen bir kişi yada oluşumun buluşudur. Hatta Satoshi Nakamoto isminin Samsung, Toshiba , Nakamichi ve Motorola’nın birleşiminden ortaya çıktığına dair spekülasyonlar halen teknoloji dünyasının gündemini meşgul etmekte. Blockchain icad edildiği günden bu yana her geçen saniye daha büyük bir teknoloji haline geldi fakat bu süre zarfında herkesin sorduğu ve anlamaya çalıştığı tek bir soru şudur: Blockchain nedir?

Şimdi gözlerinizi kapatın ve bir bilgisayar ağı üzerinden binlerce hatta milyonlarca defa çoğaltılabilen bir elektronik tabloyu hayal edin. Ardından, bu ağın bu e-tabloyu düzenli olarak güncelleyebilecek şekilde tasarlandığını ve depo edilen verilerin hiçbir sistem yöneticisine gerek kalmadan kamuya açık şekilde veri sahibi olan herkes tarafından erişilebildiği ve verilerin sahiplinin sadece verinin kendisinin tarafından bilinebildiği bir döngü. İşte basit şekilde anlatmak zorunda kalırsak kısaca blockchain teknolojisi budur.

Yazıya öğrendiğinizi bilgiyi pekiştirmenizi sağlayacak güzel bir örnekle devam etmek istiyorum.

Şirketinizin hayati bilgilerinin depolandığı ana veritabanında yetkisi olan kişiler bu bilgileri değiştirip, güncelleyebilirler mi ?

Evet dediğinizi duyar gibiyiz

Fakat Blockchain’de böyle birşey yok. Bloğun arkasına blok geldiği zaman hiçbir güç bu veriyi değiştiremez, silemez. Sadece yeni bir blok ekleyebilir. Yeni bir blok eklemek içinde bu blok zincirindeki bütün blokların bunu kabul etmesi tüm blokların buna onay vermesi gerekir.

İşte bu teknoloji yani blockchain veritabanı yönetiminin yeni bir boyutu ve çağı olacak.
Artık ortada Merkezi bir otorite yok, güveneceğiniz yada güveninizi sarsabilecek bir yer yok.
Sistem yöneticinize gidip verinizi sormanıza gerek yok çünkü veriniz heryerde.
İşte Blockchain sayesinde buna güvenin yeni boyutu deniyor. Özellikle ekonomi piyasaları blockchain teknolojisine ciddi derecede sıcak bakmakta ama bilinmelidir ki Blockchain sadece para güvenliği sağlamaz. Dijital olan tüm veriler Blockchain’de güvenli bir şekilde dünyaya sunulabilir. Örneğin; Albüm, Müzik, Film vb. Kimse korsanlık yapamaz.
Blockchain’de insanların vasiyetleri bile bloklar halinde tutulabilir. Kimse bloğu değiştiremez unutmayın. Bunların hepsi güven ve güvenlikle alakalı konular. Blockchain işte bunu sağlıyor.
Şeffaflık; ne için kullanılırsa kullanılsın herkese eşitlik sağlıyor.

Nvidia’daki araştırmacılar tarafından geliştirilen akıllı deney aracı, diğer akıllı otomobil kategorisine giren ve yapay zeka kullanan otomobillerden dıştan bakıldığında çok ta farklı görünmüyordu. Ancak Google, Tesla yada General Motors tarafından bize gösterilen şeylerin aksine, deney sırasında yapay zekanın yükselen gücünü ve beraberindeki endişe verici gelişmelerin hiçte haksız olmadığınız bütün insanlığa kanıtlar nitelikte bir olay gerçekleşti. Araba, bir mühendis veya programcı tarafından verilen komutları takip etmedi. Bunun yerine, tamamen kendi kendine oluşturduğu ve bir insanı izleyerek öğrenme gücünü arttıran yeni bir algoritmayı kullandı. Bu şekilde araba kullanmak bir yapay zeka için fazlasıyla etkileyici bir başarı fakat diğer bir açıdan da baktığımızda insanlar için rahatsız edici bir yanı da var çünkü biz insanlar yaptığımız davranışları mantıklı ve şeffaf değerler üzerine konumlandırırız fakat bu noktada arabanın kararlarını nasıl aldığı açık ve şeffaf değil ve bu konu hakkında bir açıklama da yapılamıyor. Bu yapay zeka teknolojisin içinde bir yerde karanlık ve ulaşamadığımız bir bölge olduğunu göstermiyor mu sizce?

Derin öğrenme gibi teknikleri yaratıcıları tarafından daha anlaşılır hale getirmek ve bu tekniklerin kullanıcılarına hesap verilebilirliği noktasında adımlar atmak artık olmazsa olmazlarımız arasına yerini almalı. Aksi takdirde yapay zeka’nın insan hayatında ne gibi sorunlar oluşturacağını önceden tahmin etmek ve önlemler almak oldukça güç olacak. Nvdia’nın arabası bunun için en büyük deneysel örnek.

Şirketler, özellikle maaş ve belirli bir bütçe kurallarına uyulması gerektiği için deneyimli programcı personeli bulma konusunda yoğun zorluklarla karşılaşırlar. Bir programcının çalışmalarının büyük bir çoğunuluğunu bir ekranın önünde yürütmesi işe alım sürecindeki değerlendirme kriterlerini daha da karmaşık hale getirebilir. İşi yapabilmek için gerekli olan programlama dillerini bilmenin ötesinde, doğru programcıyı seçmek için kıstas alabileceğiniz belirli noktalar vardır. Bu yazımızda programlama ekibinize mükemmel katkı sağlayabilecek doğru programcıyı bulabilmeniz için gerekli ipuçlarını paylaşacağız.

  • Etkileyici Teknik Beceriler.

Pozisyon için gerekli görülen işe alım kriterlerindeki üç yıllık C++ ve bir yıllık Java geliştirme yeteneğini aramak yerine büyük resme bakın. Çoğunlukla daha eski bir dille çalışan ama yakın geçmişte sertifikalarına yeni bir programlama dili ekleyen bir programcı, yılların verdiği programlama deneyimi sayesinde yeni öğrendiği programlama diline mükemmel bir temel kazandırdı.

Örnek sorunuz şu olsun : Farklı programlama dilleri ile deneyimlerinizi açıklayabilir misiniz ?

  • Öğrenmeye İstekli Olma.

Teknoloji her zaman gelişiyor ve bir programcının sahip olduğu programlama dili becerisi ve yeteneklerinin birkaç yıl içinde, büyük olasılıkla modası geçmiş olacak. En son eğilimleri takip etmeye ilgi duyan ve mevcut öğrenim fırsatlarına katılmaya hevesli bir programcı bulmak şirketiniz için herşeyden daha önemlidir.

Örnek sorunuz şu olsun : Programlama becerilerinizi güncel tutmak için ne yapıyorsunuz?

  • Hata Ayıklama Becerileri.

Kod yazmak, programcının yaptığı işin sadece bir parçasıdır. Yazılım beklendiği gibi çalışmadığında, bir programcının sorunun kökünü hızlı ve etkili bir şekilde bulması ve çözüme kavuşturması beklenir. Körü körüne değişiklik yaparak zaman harcamak yerine, kodunu dikkatli bir şekilde araştırmayı ve bir cevap bulunana kadar olası sorunları araştırmayı tercih eden bir programcı ekibiniz için faydalı olacaktır.

Örnek sorunuz şu olsun : Hatalarınızı kodunuzda nasıl değerlendiriyorsunuz?

  • Çalışma Ortamı Eşleşmesi

Bazı programcılar yoğunlaşmak için tamamen suskun ve sessiz olmayı tercih ederken, bazıları karmaşa içinde çalışmaktan motive olup verimliliği sağlayabilirler. Ekibinizdeki yazılımcının kişisel tercihleri verimliliğinin önemli bir parçasıdır ve bu nedenle programcının işe alınmasından sonra sorunlar ile uğraşmamak için ofis ortamı hakkında bilgi vermek ve şartlar hakkında netlik sağlamak oldukça önemlidir.

Örnek sorunuz şu olsun : İdeal çalışma ortamınızı tanımlayın.

  •  Stres ve Baskı Altında Problem Çözme Becerisi.

Bilgisayar programcılığı son derece stresli bir meslektir. Deadline’da sona yaklaştığınızda ve hiçbir şey çalışmadığı zaman, tüm projeyi durdurmak en kolayıdır. İdeal programcı adayı, en stresli zamanda bile sorunu sakince çözebilir ve en önemlisi de pozitif çalışmaya devam edebilmelidir.

Örnek sorunuz şu olsun : Aşırı baskı altında olduğunuz ve uygulamanızın çalışmadığı bir zamanda ne problemleri çözmek için ne gibi tedbirler aldığınızı açıklayın?

  • İnsan Becerileri.

Programcıların genellikle yoğun müşteri hizmetleri ilişkisi yeteneğine sahip olmaları beklenmemektedir. Çoğunlukla bir bilgisayarın önünde gün boyu oturacaklar gibi gözüküyor olabilir ama yine de, programcıların düzenli olarak yöneticiler, iş arkadaşları ve müşterilerle etkileşim ve iletişimde bulunmaları beklenir; bu yüzden başkaları ile iyi çalışma yeteneği doğru programcı için şarttır. Bu, özellikle programcıların ara sıra müşteri toplantılarına katılmaları ve bir yazılımın yada sistemin nasıl çalıştığını açıklamaları gerektiği durumlarda özellikle geçerlidir.

Örnek sorunuz şu olsun : Favori uygulama veya yazılımınızı 8 yaşında bir çocuğun anlayabileceği bir şekilde nasıl çalıştığını açıklayın.

  • İş Perspektifi

Yazılım oluşturmak üzerine yoğunlaşırken büyük resmi gözden kaçırmak oldukça kolay. Doğru programcının mevcut uygulamayı aşmasına yardımcı olan bir iş odağı vardır ve İş odaklı bir programcı, işlem adımlarını geliştirebilecek yeni uygulamalar için fikir önerecektir.

Örnek sorunuz şu olsun : Hiç bir işletmenin süreçlerini geliştiren bir öneri yaptınız mı?

  • Takım Çalışması

Bir programcı, bir şirkette tek geliştirici olsa bile nadiren yalnız çalışır. Programcılar, iş dünyası kullanıcıları, pazarlama ve satış personeli ve diğer programcılarla çalışma olanağı ve yetkinliği hayati derecede önemlidir.

Örnek sorunuz şu olsun : Değerli bir takım deneyimini paylaşın.

Bu sorular şirketiniz için takımınızı zirvelere taşıyacak yıldız programcıyı bulmanıza ciddi derecede yardımcı olabilecek zorulardır bu süreçte takımınızdaki diğer programlama deneyimi olan kişiler ile iletişim halinde olmayı ve görüşlerini almayı ihmal etmemek gerekir.