Yapay zeka, makine öğrenimi ve derin öğrenme arasındaki fark

By December 20, 2017Uncategorized

Yapay Zeka, Makine Öğrenimi ve Derin Öğrenme gibi kavramların insan zekası ile büyük oranda karşılaştırıldığı şu günlerde yeri geldiğinde birbiri yerine kullanılabilen bu terimlerin aslında biribirinden çok farklı şeyler ifade ettiğini açıklamak üzere bu yazıyı yazma kararı aldık.

 

Yapay Zeka’nın Çıkışı

Yapay zeka kavramının çıkış noktasına gidersek John McCarthy adında bir adama rastlayacağız John McCarthy için yapay zeka’nın isim babası diyebiliriz. 1956 yılında düzenlenen akademik bir konferansta ilk kez yapay zeka terimini ortaya atmıştır. Konferansta üzerinde durulan konuların içeriğine baktığımızda doğal dil gelişimi, resim tanıma ve makine öğrenimi gibi kavramlar yer alıyordu. Ancak mevcut teknolojlerin yeterli olmaması nedeniyle kişisel bilgisayarın ilk çıkışından başlayarak internet çağına kadar yapay zeka durmaksızın yükselişine ve ilerlemesine devam etti.

Yapay Zeka’nın tanımını basit bir şekilde yapacak olursak; insan düşüncesini veya beyin aktivitesini simüle etmek için bilgisayarların veya teknolojilerin yeteneklerini temsil eden bir terimdir diyebiliriz. Yani bir makinenin yada bilgisayarın insanlara özel tepki ve davranışlar sergilemesidir.

Yapay zeka’nın zayıf ve güçlü denebilecek türleri vardır. Zayıf yapay zekalar sizin dediklerinizi yapan, onların dışına çıkmayan, teknolojinin ilk yıllarında kullanılandır. Ancak güçlü yapay zekalar veriler üzerinde algoritmik hesaplar ve yorumlar yaparak verilen komutlar doğrultusunda farklı sonuçlara varabilen yazılımlardır.

 

Makine Öğrenimi’nin Çıkışı

1950’de Alan Turing, yayınladığı bir makalede makinelerin düşünüp düşünemediğini sormuştur. Kendi metodu olan meşhur Turing Testi ile bir makinenin zeki olup olmadığı ayırt edilebileceğini ön görüyordu. 1959 yılında Arthur Samuel’in bilgisayar ortamında çalışabilen, kendi hatalarından ders alan ve böylece kendini geliştiren bir dama oyunu yapmasıyla birlikte makine öğrenimi iyiden iyiye hayatımıza girmiştir.

Makine öğrenimini tanımlamamız gerekirse, veriler ve algoritmalar yoluyla benzetmeler yaparak, tespitlerde bulunan ve önceden programlanmayan sonuçları da açığa çıkarabilen, kendi kendini eğitebilen sistemlerdir diyebiliriz.

Makine öğrenimini daha iyi kavramanız için size şu örneği verebiliriz, Kullandığınız internet ortamlarında sevebileceğinizi ön görüp davranışlarınızı şekillendiren tavsiyeler belirli algoritmalar ile yapılır facebook ta beğenebileceğiniz sayfaların karşınıza çıkartılması, Google’da ayakkabı kelimesini arattığınızda sürekli karşınıza ayakkabı reklamları çıkması makine öğreniminin aktif uygulandığının örneklerinden sadece ikisidir.

 

Derin Öğrenme Nedir?

Derin öğrenme, makine öğrenimi üzerine kuruludur. Uzmanlar, derin öğrenmeyi görevler üzerinde teknolojileri eğitmek için yapay sinir ağlarının kullanımı gibi üst düzey soyutlamaları yönlendiren algoritmalar olarak tanımlıyor. Derin öğrenme, gerçek insan beyni aktivitesini modellemeye çalışarak yapay karar verme veya diğer bilişsel çalışmalara uygulayarak makine öğrenimini bir üst düzeye çıkartmayı amaçlar. Yani birden fazla katmanda işlem gerçekleştirerek makine öğrenim algoritmalarını aynı anda kullanarak tek işlemde sonuca ulaşmaya çalışıyor. İnsanoğlu bugüne kadar makinelere birşeyler öğretmeye çalışırken kırmızı olan ve yenebilen şeylerin domates olabileceği aynı anda hem yeşil hem de kırmızı ve yuvarlak olabilen şeylerin elma olabileceği gibi örneklerle tanıtmaya çalışıyordu fakat derin öğrenme bunların hepsini kendi başına öğrenebilmektedir.

Tüm bu süreçlerin hepsine halk dilinde yapay zeka olarak nitelendirmek pekte yanlış bir önerme olmaz.

Sizce gelecekte yapay zeka alanında bizleri neler bekliyor ?